SİNEMA TV

TV KLİP

TEKNOLOJİ

PARA KAZAN

HABER

SPOR



SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!





Güneş MS'ten koruyor

30/7/2007

ÇOCUKKEN güneş ışığına maruz kalan kişilerin ileride MS (Multiple Sclerosis) hastalığına yakalanma riskinin daha az olduğu belirlendi. ABD'de, Güney California Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, ikizlerden biri MS hastası olan 79 çift yumurta ikizi incelendi. İkizlere, hangisinin güneşte daha fazla vakit geçirdiği soruldu. Çocukluğunda güneş altında daha uzun süre kalanların ileride MS'e yakalanma riskinin yüzde 57'ye kadar azaldığı görüldü. Araştırmacılar, güneş ışığının vücutta D vitamini üretimini artırmasının MS'ten korunmaya yardımcı olabileceğini söyledi.

Cinselliği arttıran bitkiler

4/7/2007


Bu bitkileri tüketen çiftler, birbirlerine daha çok zaman ayırmak isteyecek.
Bu bitki ve baharatları tüketen çiftler, birbirlerine daha çok zaman ayırmak isteyecek. Çünkü, cinsel gücü artıran bu bitkiler, oldukça güçlü etkiler yaratıyor.

* Tarçın: Hormonları çalıştırır ve cinsel gücü artırır. Bir bardak suya bir kahve kaşığı atılıp çay gibi içilebilir. Sütlü tatlıların üstünde kullanmayabilirsiniz.

* Ay çekirdeği: Cinsel arzuyu artırıyor ama sivilce ve kilolarda da artışa neden oluyor. Birinden birini seçeceksiniz!

* Yulaf ezmesi: Özellikle kadınlarda cinsel isteksizliği giderir. Hormonları düzenler ve vücut direncini artırır. Her sabah sütlü yulaf ezmesinin içine isterseniz ceviz, fındık, antepfıstığı koyabilirsiniz. Bu kuvvetli öğünle gününüzü daha kolay geçirebilirsiniz.

* Üzerlik tohumu: C insel gücü artırır, hamileliği kolaylaştırır. Ezilmiş tohum günde 1-2 gr. bala karıştırılarak yenir veya doğrudan suyla içilebilir.

* Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: Hep tatlılar bu etkiyi yapacak değil ya, inanamayacaksınız ama acı da cinsel isteği kamçılar...

* Sarmısak: Tüm hormonları çalıştırır. Çiğ olarak yenmesi tavsiye edilir.

* Roka: Yeşil sebzeler içinde bu anlamda en değerlisi rokadır. Yalnız balık yanında değil, salatalarda da kullanmalısınız.

* Zencefil: Tüm vücudu uyarır, bedenen ve ruhen güç kazandırır. Kurabiye ve tatlılarda da kullanılabilir.

* Kekik ve nane: Özellikle kadınlarda bütün kadınlık hormonlarının düzenli çalışmasını sağlar ve vücudu güçlendirir.

* Hardal, kimyon, kişniş: Bütün hormonları çalıştırır ve sinirleri de kuvvetlendirir.

* Vanilya: Hem bedeni, hem de sinirleri güçlendirir, cinsel gücü artırır. Tatlı ve keklerde bol bol kullanılabilir.

* Isırgan tohumu: İşte ufak bir mucize. Bir kilo bal ile 100 gr. ısırgan tohumunu karıştırın ve her gün bir kaşık yiyin. Bomba gibi hissedeceksiniz.

* Arı sütü, bal ve polen karışımı: Bu karışım hem hücrelerinizi yeniler, hem de yaşınız ilerlese de cinsel gücünüzü yerinde tutar..

Sesinizi ‘suyla’ güzelleştirin

1/7/2007


Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, vücudun yüzde 55-75’inin, beynin ise yüzde 95’inin sudan oluştuğunu belirterek, “Yeterli miktarda su içmek sesi güzelleştirir” dedi.

Aç karnına içildiğinde suyun vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını kolaylaştırdığını, cildin nemini ve gerginliğini artırarak kırışıklıkları önlediğini, yumuşaklık ve parlaklık verdiğini, selülitten koruduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, “erişkin bir insan yaz mevsiminde her gün en az 2 litre su içmelidir” dedi.

Prof. Dr. Yorulmaz, vücuttaki suyun yüzde 2’sinin kaybedilmesinin yorgunluk, halsizlik, hafızanın zayıflaması, matematik zekasında azalma, konsantrasyon güçlüğüne yol açtığını söyledi.

Okunan yazıya konsantre olunamıyor ve anlamakta sıkıntı çekiliyorsa su içilmesinin faydalı olacağını ifade eden Yorulmaz, ABD’de halkın dörtte üçünün vücutlarındaki su miktarı olması gerekenden daha az bulunduğunu belirtti.

Yorulmaz, su içmenin faydalarını şöyle anlattı:
“Araştırmalara göre, yeterli miktarda su içmek daha fazla kalori harcanmasını sağlar. Aç karnına içildiğinde vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını kolaylaştırır, cildin nemini ve gerginliğini artırarak kırışıklıkları önler, yumuşaklık ve parlaklık verir, selülitten korur. Aynı zamanda sesi güzelleştirir, böbreklerin çalışmasını düzene sokar, idrar yollarını kum ve taş oluşumundan korur, sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler, balgamın yumuşayıp atılmasına yardımcı olur, ağız kuruluğunu ve ağız kokusunu önler, eklem hareketlerini kolaylaştırır, kilo vermeyi sağlar.”

MEME KANSERİNDEN SUYLA KORUNUN
Prof. Dr. Yorulmaz, emziren annelerin yeterli su içmesi durumunda süt miktarının artacağını belirterek, her gün yeterli miktarda su içmenin kalın barsak, idrar kesesi ve meme kanserinden koruyucu olduğunu, ayrıca insan sağlığı için çok önemli olan iyot, kalsiyum, sodyum gibi pek çok mineralin de suyla alındığını bildirdi.

Her gün idrarla 1,5 litre ve diğer yollarla 1 litre olmak üzere 2,5 litre su kaybedildiğini ifade eden Yorulmaz, yazın ise terle su kaybının daha fazla olduğunu söyledi.

İnsanların sağlığını koruması için kaybedilen suyun tekrar alınması gerektiğini belirten Yorulmaz, “Besinlerle günlük su ihtiyacımızın ancak beşte birini karşılamaktayız. Kalan beşte dördünü yani 2 litresini su ve diğer içeceklerle karşılamamız gerekiyor. Günde ne kadar su içmeniz gerektiği, vücudun büyüklüğü, yaptığımız işin ağırlığı ve iklime bağlı olmakla birlikte, erişkin bir insan yaz mevsiminde her gün en az 2 litre (10 su bardağı) su içmelidir” dedi.

Vücudun ihtiyaç duyduğundan daha az su alındığında sağlık sorunlarının ortaya çıktığını dile getiren Yorulmaz, vücudun suyu normalden yalnızca yüzde 1 az olduğunda aşırı susama ve ağız kuruluğu, normalin yüzde 5 altında olduğunda ateşin hafif yükselmesi, ciddi ağız kuruluğu, halsizlik, yapılan işe konsantre olamama, normalden yüzde 10 su eksiği olduğunda ise ciddi halsizlik, bitkinlik, ayakta durmakta güçlük çekme ve gözlerde çökmenin ortaya çıktığını bildirdi.

“SU AZLIĞI BEBEKLERDE ÖLÜMLERE YOL AÇABİLİR”
Prof. Dr. Yorulmaz, su azlığının bebeklerde ölümlere yol açabildiğini belirterek, suyun vücudun su ihtiyacını gidermede en önemli besin olduğunu söyledi.

Kahve, çay ve kola gibi kafeinli içecekler ile alkollü içeceklerin sağladıklarından daha çok su kaybına yol açtığını ifade eden Yorulmaz, bu nedenle susuzluğu gidermek için sadece temiz suyun tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.

Su temiz değilse sağlığı korumanın mümkün olmadığını belirten Yorulmaz, şunları kaydetti:
“Neredeyse ülkemizin hiçbir yerinde temiz olmadığı düşüncesiyle musluklardan akan suyu içmiyor, içmek için dışarıdan ayrı su alıyoruz. Gerçekten de bazen suyun içindeki kirlilikler gözle görülebiliyor. Ancak musluklardan akan suyla dişlerimizi fırçalayarak, banyo yaparak, besinlerimizi ve besin hazırladığımız kapları yıkayarak şebeke suyu içindeki tüm kirlilikleri almaya devam ediyoruz. Sudan sağlığımıza gelecek zararlardan korunmak için aynı içtiğimiz su gibi, özellikle dişlerimizi temiz olduğundan emin olduğumuz suyla fırçalamaya özen göstermeliyiz.”

Keneler ölüm saçıyor

16/6/2007
Vücuda yapışmış kene kesinlikle öldürülmemeli, patlatılmamalı ve üzerine alkol ya da gazyağı gibi bir maddeler dökülmemeli. Uzmanlar uyarıyor; aksi halde kene, mikrobu vücuda daha kolay bulaştırır ve ölüme neden olur.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının bir ilacı veya aşısı olmadığı için kenelerin ölüm saçtığını söyleyen Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, kenelerden korunmanın büyük önem taşıdığını söyledi.

Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, son günlerde kene ısırması ve ona bağlı olarak KKKA hastalığı ile ölümlerinin gündeme geldiğini söyledi. Kenelerin otlak, çalılık, ormanlık ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval, 6-8 bacaklı, uçamayan böcekler olduğunu ifade eden Yorulmaz, Mayıs-Ekim ayları arasında kenelerin insan ve hayvanlardan kan emerek hayatlarını sürdürmek zorunda oldukları için, neden oldukları hastalıkların da arttığını belirtti.

Kenelerin insanlara ölümcül olabilen KKKA hastalığını bulaştırdığını anlatan Yorulmaz, “Mikrobu taşıyan kene, insanı ısırdıktan 1-9 gün sonra bu hastalık ortaya çıkmaktadır. Ayıca bu hastalık mikrobu taşıyan hayvanların kanı, eti ve hasta insanların kanı ve balgamı ile de bulaşabilmektedir” dedi.

Hastalığın ani ortaya çıkan ateş, baş ağrısı, halsizlik, cilt içinde kanama, bazen kusma, karın ağrısı, ishal, yüz ve göğüste kırmızı döküntüler ve gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda morluklar şeklinde belirti gösterdiğini ifade eden Yorulmaz, ayrıca sıklıkla burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan şeklinde görülebildiğine dikkati çekti.

Hastalığın daha çok hayvancılık yapılan nem, orman ve otlakların bulunduğu yerlerde görüldüğünü bildiren Yorulmaz, şunları söyledi:
“Bu hastalığın bir ilacı veya aşısı olmadığından, korunma çok büyük önem taşımakta. Hastalık kenenin yaşadığı yerlere giden herkeste görülebilmekle birlikte, çiftçilik ve hayvancılık yapanlarda, çobanlarda, mezbaha ve kasapta çalışanlarda, veterinerlerde, avcılarda kamp yapanlarda ve bunların eş ve çocuklarında daha sık görülmektedir.”

HASTALIKTAN KORUNMAK İÇİN
Prof. Dr. Yorulmaz, hastalıktan korunmak için kenelerin yoğun olabileceği çalı, çırpı, su kenarı ve gür otların bulunduğu alanlarda çıplak ayakla dolaşmamak ya da şort, kısa kollu gömlek ya da tişört gibi kısa giysiler giymemek, pantolon paçalarını çorapların içine sokmak ve dönüşte mutlaka vücudu kene yönünden kontrol etmenin gerektiğini belirtti. Kırlara, pikniğe ya da tarım amacı ile giderken yapışan keneleri rahat görebilmek için açık renk elbise giymek, böcek kaçırıcı ilaçlar sürmek, çalılık ve yüksek otlu alanlardan uzak durmak, yere oturmak istenirse toprak ya da çim üzerine örtü serildikten sonra oturmak gibi konulara dikkat edilmeli.

Prof. Yorulmaz, kenenin yaşayabileceği yerlerin, keneye karşı ilaçlanması, bu mümkün değilse, piknik amaçlı olarak kullanılmasının yasaklanması gerektiğini bildirdi. Prof. Yorulmaz, İnsan ve hayvanların kanları ve diğer salgıları ile de bulaşma olabileceğinden bu gibi maddelere çıplak elle dokunulmaması gerektiğine işaret etti.

Keneden korunmak için, hayvan sahiplerinin, hayvanlarını, hayvan barınaklarını kenelere karşı ilaçlamalarını, ahırlardaki çatlak ve yarıkları tamir ederek ve sık sık kireçle badana yaparak kene barınmayacak hale getirmesini isteyen Yorulmaz, şunları kaydetti:
“Kene ısırdığında derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı kenenin bu kurumlarda sağlık personelince çıkarılması istenmelidir. Bu mümkün değilse, ince uçlu bir cımbız ile çıkartan kişinin eline temas ettirmeden, kene deriye en yakın gövde bölgesinden tutularak, eğip bükmeden, yavaşça ve nazik bir şekilde, tüm vücut parçaları çıkarılıncaya kadar, düz olarak çekilerek çıkartılmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra, eller su ve sabunla ya da alkolle yıkanmalı, kenenin ısırdığı bölge alkolle veya deterjanlı su ile temizlenmelidir. Vücuda yapışmış kene kesinlikle öldürülmemeli, patlatılmamalı ve kenenin üzerine bir alkol gazyağı gibi bir madde dökülmemelidir. Aksi halde kene, mikrobu vücuda daha kolay bulaştırmaktadır.”
Ntvmsnbc

Blogcu ile yapıldı